Reklam Ver! Firmanızın reklamlarının Sultanbeyli TV'de yer almasını istiyorsanız bizimle iletişime geçebilirsiniz.
Sultanbeyli Adına Herşey
Whatapp İhbar Hattı
reklam1
Köy, Yerleşke, Şehir
Recep SEYHAN
Recep SEYHAN
Şehir, Kültür ve Sanat

Aslında gazetelerde, sitelerde; hatta dergilerde bile yazı yazmaya ne zamanım var ne de isteğim. Ne ki konu şehir, kültür ve sanat olunca dayanamadım ve… sultanbeyli.tv haber sitesi yayın yönetmeni, sanatçı ruhlu güzel adam İlyas Bağatur’un yazma talebini geri çeviremedim. Üstüne Sultanbeyli, sevdiğim bir yerleşkedir.

Neden yerleşke dedim? Buna değineceğim.

Malumu ilam; köy, tarım toplumu bireylerinin ihtiyaçlarını karşılamak ve yaşamak üzere toplandıkları küçük yerleşim mekânlarıdır.

Yerleşke ise köyün biraz daha gelişmiş hâli olup (medeniyetin değil) şehrin imkânlarından daha fazla yararlanan yerleşim birimleridir.

Şehirli olmak medeni olmak demek olmadığı gibi köylüleri medeni olmayan insanlar olarak nitelendirmek de sağlıklı değildir. Bir insanın şehirli olduğu hâlde medeni olmayabileceği gibi, köylü olduğu hâlde medeni olabilen nice insan vardır. Medeniyet tavır ve duruş ile ilgilidir. Keza şehir ile kent ve yerleşke farklı şeylerdir.

Şehir için eskiler Medine derlerdi. Farabî’nin (vef. 950) ünlü eserinin adı Medinetü’l Fazıla’dır ki bildiğimiz (ma’rife) Medine şehri ile ilgisi yoktur; erdemli şehir anlamına gelir. Farabî’ye göre erdemli şehir, insanın dünya ve ahiret saadetini birlikte gerçekleştirebileceği yerdir. Farabi bu eserinde konuyu devlet boyutuna taşıyarak ideal devletin çerçevesini de çizer. Devlet şehirlerle devlet olmuştur.

Osmanlı Türkçesinde temedddün etmek diye güzel bir ifade vardır. Şehirlileşmek, medeni olmak, anlamına geliyor. Hadaret de bu anlamda kullanılmış. Dinî, edebî, kültürel bilgileri aktaran türler için de aynı kökten muhâdarat terimi var. Neresinden bakılsa, şehirlilik medeniyetle; kültürle, sanatla, diyanetle ilgilidir. Bu da yerleşik bir kültür ve medeniyeti ifade eder.

Hz. Peygamber, temeddün etmeyi, şehir kurmayı ve şehirlerde yaşamayı öğütlemiştir. Peygamber (as)’in şehirleri övdüğü özel olarak da Medine’ye teveccühü bulunduğu biliniyor. Bunun dışında ada özel şehir övgülerini muhtevi “hadisler” de mevcuttur; fakat Hadis bilgini M. Yaşar Kandemir’e göre bunların çoğu kendilerini Hz. Peygambere methettirmek isteyen şehirlerin hüsnükuruntusudur ve uydurmadır (mevzûdur).

Şehirleri bayındır kılan da onu toplu helâk merkezleri hâline getiren de insandır; çünkü şehirler, insan eliyle şekillenir. İnsanın şekillendirdiği, bir biçim verip kalıba döktüğü sanat eserleri ile akrabalığı vardır şehirlerin; çünkü şehir ve medeniyet insan ruhunu kemale erdirmek üzere donatılmışlardır.

Tarihi mekânları, müzeleri ve kütüphaneleri, kültür merkezleri olmayan bir yerleşim yeri sadece yerleşkedir. Bu vasıfları üzerinde taşımayan büyük yerleşkeler ise şehir değil kenttir. Kentin ağırlıklı dokusu betondur, kargaşadır, gürültüdür, metalik seslerdir. Bu konuda iki göstergemiz vardır: Kuşlar ve ağaçlar. Kuşların terk ettiği şehirler nicedir şehir vasıflarını kaybederek kent olmuşlardır. Ağaçların itilip kakıldığı, binaların çeperlerine değmemek için boynunu büktüğü, hoyrat iş makineleriyle yara bere içinde bırakıldığı yerlerde şehir de medeniyet de elini eteğini yavaş yavaş çeker.

Bunca söz Sultanbeyli, Sultangazi, Bağcılar, Esenler, Güngören, Kasımpaşa, Okmeydanı, Gültepe, Yenibosna gibi yerleşkelerin neden şehir vasfını kaybettiklerini; buraların nasıl şehir hâline gelebileceğini anlatmak içindi. Bu yerleşkelerimizi şehir kılmak için olağanüstü çaba sarf eden Sultangazi, Esenler, Sultanbeyli yerleşkelerini yöneten belediyelerin hakkını yemeyelim. Zamanında öyle yanlış işler yapılmış ki bu yerleşkelerimizi ıslah etmek; buraları yaşanabilir bir şehir görüntüsüne büründürmek olağan değil, olağanüstü de değil insanüstü bir çaba gerektiriyor. Bu insanlar da bunu yapıyorlar.

Kimse alınmasın: Problem, andığımız yerleşkelerde yaşayan köy kökenli; fakat şehirli olmaya bir türlü yanaşmayan insanlarla ilgilidir. Bu bir tespit olarak anlaşılmalı ve tahfif ifadesi olarak alınmamalıdır. Bendeniz de köy kökenliyim ve bundan şeref duyuyorum. Köy kökenli olmak değil şehirli olamamak bir problemdir. Peki, bu problem nasıl aşılacak? Bu yerleşkeler nasıl şehir (li)leşecek? Konuya gelecek yazımızda değinelim.

reklam4
Bizi Takip Edin!
2021©copyrightsultanbeylitv