20 yıllık Adalet ve Kalkınma Partisi'nin hikayesi bin türlü anlatılabilir. Kısaca şöyle bir bakacak olursak 2002 ve 2005 yılları arasında AK Parti çoğunluğun partisiydi ancak bir türlü iktidar olamıyordu. Toplumun tüm katmanları ile ittifak kuran, yurtdışı ilişkilerini iyi tutan, toplumun tamamını kucaklayan, yapıcı, birleştirici ve bütünleştirici bir parti olmasına rağmen bir türlü iktidar olamıyordu.
Vesayet rejiminin nefesini sürekli ensesinde hissediyor, bu vesayet rejimi AK Parti'nin hata yapmasını bekliyor, yapacağı en ufak bir hatada onları hiç çekinmeden harcayacağını gösteren, parmak sallayan, bu vesayet karşısında adeta kılı kırk yaran bir incelikte buna karşı duruyorlardı.
Hiç kuşkusuz milli görüş geleneğinden gelen bu siyasi kadronun öngörü ve tecrübeleri de bu engeli aşma yolunda etkiliydi, AK Parti son derece doğru bir politikayla ve son derece reformcu, birleştirici, hayat tarzına özgür bir anlayışla yaklaşan, solcu gazetelere ve sol kamuoyuna şapka çıkarttıran, alkışlatan, son derece şaşırtan siyasi durularıyla mükemmel bir tablo sergilediler.
FETÖ’NÜN SIZMASI
Ak partinin ilerleyişini hazmedemeyen vesayetçi rejim demokrasi elden gidiyor, şeriatçılar ülke idaresini ele alıyor bahaneleri ile 2007-2008 yıllarında Ak Parti'ye kapatma davası, 27 Nisan muhtırası, Ak partililer ile vesayetçiler arasında büyük bir mücadeleye yol açmıştı, AK Parti son derece demokratik bir şekilde kitleleri arkasına alarak meşru zeminde kalarak ülke çoğunluğunun gönlünü de kazanarak mükemmel Bir siyasi tablo çizmişti, peş, peşe süratle reformlar yapan, AK Parti'yi bütün dünyada tanımış, Sayın Erdoğan ise Avrupalı liderlerin gözdesi haline gelmişti.
Bu durum karşısında eriyen, çürümeye mahkum kalan, vesayet rejimi geriledi. Yıl 2009 olduğunda AK Parti karşı saldırıya geçti, Balyoz davaları, fetö'nün bu davalarda kendisine rol biçmesi, yani bir taraftan cuntacı vesayetin gücü etkisizleşirken fetö'cüler AK Parti'den bağımsız ve habersiz olarak içten içe kendi önlerini açıyorlardı, fetö'nün gizli oyunları, düzmece davalar, AK Parti'nin ve milli görüşçülerin tüm çabalarını allak bullak edip, verdikleri emeğin heder olmasına sebep oldular.
GEZİ OLAYLARI
2013 yılında Gezi olayları ve bu olayları yabancı basının da dikkatle takip etmesi acaba dış güçlerin bir mühendisliğimi var düşüncesiyle, AK Parti'ye adeta bir travma etkisi Parti'nin hem de tabanının sokakta yıkılma endişesine, korkusuna kapıldı, Böylece AK Parti'nin içe kapanma, kendini koruma Devri başlamıştı, Bütün bunlar yetmezmiş gibi, 17/25 Aralık’ın gelmesi AK Parti'de daha derin travmaya neden oldu,
Benzer örneğini tarih sayfalarında okuduğumuz Haşhaşiler diye adlandırılan Hasan Sabbah'ın özel Fedaileri gibi AK Parti'nin içine sızan, hatta Ak partililerden daha çok AK Partili gibi gözüken, çok çalışan, bugün fetö dediğimiz Fethullahçıların AK Parti içerisinde bütün kademelere yerleşmiş, en nihayetinde sayın Erdoğan'ın doğrudan şahsına yönelik Beka sorunu oluşması, AK Parti'nin bekasını tehdit etmesi muhalefetin ise bunu ülke bekasını tehdit eden bir unsur olarak görmeyip bu durumu siyasi fırsatçılığa çevirmesi, AK Parti'nin içerisinde birtakım yolsuzlukların yapılmış olmasını ve dincilik yapıyor iması ile iktidarı devirmeye kalkışması, siyasal alana çekmesi, AK Parti'ye karşı yapılan bu siyasi komployu görmezden gelmesi, AK partinin tamamen içe kapanmasına sebep oldu. Böylece AK Parti dört bir yanım düşmanlarla dolu düşüncesi ile yalnızlaştı ve daha çok içe kapanmasına sebep oldu,
Böylece AK Parti koruma dürtüsüyle sokaktan çekilip antidemokratik ve otoriterleşme eğilimine yavaş yavaş sürüklendi.
ÇÖZÜM SÜRECİ
Siyasi tarihimizin en cesur hamlelerinden biridir, ülkemizin makus tarihini değiştirebilecek en büyük olaylarından biridir, Sayın Erdoğan aynı zamanda kendi hayatının en cesur en büyük hamlesini yaptı. Bu sorunu çözmenin ne kadar büyük bir şey olduğunu biliyordu, kendi tabanının onu siyasi tarihe gömme ihtimali olmasına rağmen, baldıran zehri içeceğim diyerek, aynı zamanda çok büyük bir toplumun desteğini ve uluslararası desteği de alacağını bildiği için cesurca bir hamle yaptı, ancak en büyük talihsizlik Suriye iç savaşının patlak vermesiyle, PKK'nın anlaşma şartlarını zorlaştırması HDP'nin çekimser tavrı ve AK Parti kendi tabanından kayıplar vermeye başlayınca böylece Erdoğan'ın, ‘’Ben iyi niyetle bir işe çıktım tutmadı heder edildi’’ deyip tekrar içe kapandı…
