Reklam Ver! Firmanızın reklamlarının Sultanbeyli TV'de yer almasını istiyorsanız bizimle iletişime geçebilirsiniz.
Sultanbeyli Adına Herşey
Whatapp İhbar Hattı
reklam1
Sultanbeyli İlçe Tarihçesi
Sultanbeyli İlçe Tarihçesi

Sultanbeyli İlçe Tarihçesi

 

İstanbula giriş kapısı olan Sultanbeyli  İlçemizin yaklaşık 800 yıllık kalesi olan aydos kalesi kazının tamamlanarak tüm binaların kalıntılarının ana hatlarıyla ortaya çıkarılması, Osmanlı tarihindeki bir boşluğu dolduruyor.

 

Ancak kale sadece Türkler açısından değil, 13. yüzyılda başlayarak yaklaşık 700 yıl boyunca Osmanlı egemenliği altında yaşayan Aydos kalesi başka uygarlıklar açısından da büyük öneme sahip.

 

Tarihle barışmanın halklar arasında da barış sağlayacağına" inanıyor İlçemizde, gelecek yıllarda Sultanbeyli Aydos kalesinin çok önemli bir ziyaret merkezi olacağına  inanıyorum.

 

Bünyesinde  800 yıllık tarihi barındıran aydos kalesi 9 yıl süren kazılarda 3 nefli kilise, su sarnıçları, mezarlar, en az 800 yıllık karbonlaşmış buğday ve bakla ile toprak kapların bulunduğu kale turizme sabırsızlıkla bekliyoruz..

 

 

 

Çok eski dönemlere kadar uzanan Sultanbeyli’nin tarihi. Roma ve Bizans imparatorluğu döneminde, İstanbul Anadolu yakasını Tekfurluk yani mülki idare merkezi olmuştur. Aydos kenti ve kalesiyle, Sultanbeyliği ovası civarındaki yerleşim yerlerinin de dâhil olduğu coğrafi bölge, antik çağ ve sonrasında, kavimler yolu üzerinde önemli bir ara istasyon durumundaydı. Stratejik önemi nedeniyle, ortaçağda ve sonrasında uzun bir süre bu merkez olma niteliğini koruyacaktı. Asya-Anadolu tarafıyla, İstanbul-Avrupa arasındaki ana ulaşım yolu (bugünkü Fatih Bulvarı yani tarihi Bağdat caddesi) bu bölgeden geçtiğinden, bütün askeri ve sivil ulaşım açısından büyük önem taşımaktaydı.

İstanbul ile Anadolu’nun bağlantı yolu üzerinde olması sebebiyle fetihten önce İstanbul’a sefer düzenleyen Türk orduları tarafından öncelikle fethedilmesi gereken bir anahtar konumundaydı. Diğer taraftan Anadolu yönünden savaşa hazırlanan Bizans ordusu bölgede toplanıp konaklıyordu. Bu özelliği fetihten sonra Osmanlı ordusu tarafından kullanılmaya devam etmiştir.

Sultanbeyli 1328 (H.728) yılında Orhan Gazinin emriyle, Akça Koca, Konur Alp ve Abdurrahman Gazi komutasındaki Osmanlı ordusu tarafından fethedilmiştir.

Bu fetih, tekfur kızının kaleyi teslim etmesi nedeniyle kolaylıkla gerçekleşmiş ve bu hadise erken dönem Osmanlı fütuhatı içerisinde müstesna bir yer teşkil etmiştir. Kale tekfurunun kızı, kale kuşatıldığı günlerde, rüyasında önce İslam peygamberini görme lütfüne erişir. Sonra rüyasında kendisini düştüğü kuyudan kurtaran insanın, Osmanlı akıncılarının başındaki kişi olduğunu fark edince gerçeği kavrar ve onlara bir mektup yazarak kalenin çatışmasız teslimine yardımcı olur. Fetihten sonra da rüyada görmüş olduğu Osmanlı akıncı beyi Gazi Rahman (Abdurrahman Gazi) ile evlenerek Osmanlıların genişleme alanındaki diğer etnik unsurlarla sıhriyet hısımlığı kurmakta gösterdikleri hoşgörülü yaklaşımın bir numunesini göstermiş olacaktır. Bu evlilik gerek Türklerin gerekse Rumların hafızalarında uzun zaman silinmeyen izler bırakmıştır. Bu hadisenin hatıra ve izlerini taşıyan Aydos Kalesinin kalıntıları hala mevcuttur.Aydos kalesi, İzmit (Nikomedia) şehrinden (ve kalesinden) batıya doğru gidildiğinde, bu aradaki bölge içerisinde en mühim kaleydi. Kervanların yol güvenliği de dâhil olmak üzere, sonraki dönemlerde iç kale haline gelen Aydos kalesinin, İstanbul’un fethiyle birlikte, bu stratejik önemi azalacaktı.

Abdurrahman Gazi’nin kabri bugün komşumuz Sancaktepe ilçesi sınırları içerisindedir. Ayrıca Söğüt’te Ertuğrul Gazi türbesinin yanında temsili kabri bulunmaktadır.

Sultanbeyli’deki arazilerin büyük kısmına Padişahın kız kardeşi Cemile Sultan malik iken 22 Şubat 1893 tarihinde bu araziler Osmanlı Devletinin Bahriye Nazırı (Denizcilik Bakanı) Hasan Hüsnü Paşaya satılmıştır.

Hasan Hüsnü Paşa vefat edince oğlu Hilmi Bey tarafından malik olduğu bu araziler 10 Haziran 1911 tarihli Bakanlar Kurulunun onayı ile Frans Flipson isimli Belçika uyruklu bir şahsa satılmıştır. Milli Mücadeleden sonra ülkemizdeki birçok batılı işadamı gibi Frans Flipson da İstanbul’dan ayrılmış ve sahip olduğu arazileri satmak istemiştir. Ancak bu arazilerin tapuları ve orman sınırları konusunda çıkan problemler nedeniyle arazilerin satış işlemini gerçekleştirememiştir.

O dönemde arazilerin sahibi olan Frans Flipson, Musevileri buraya iskân ettirmek bir yana, bu göçmenlerin bir an önce buradan ayrılmaları için hükümete müracaat etmiştir. Nihayet Birinci dünya savaşı sırasında bu Musevi göçmenler kendi istekleri üzerine Batı Avrupa ve Amerika’ya göç etmişlerdir.

Flipson’un ölümünden sonra varisleri tarafından Sultanbeyli arazileri bugünkü hissedarlara satılmıştır. Ayrıca 1945 yılında Bulgaristan’dan gelen göçmenlerin bir kısmı hükümetçe 7500 dönümlük arazi istimlâk edilerek Sultanbeyli’ye yerleştirilmiştir.

1957 yılında Sultanbeyli köyünün kurulmasına karar verilmiştir. Köyün kurulmasından sonra köy merkezinde rıza-i taksimle düzenli yerleşim merkezi oluşturuldu. Eski Ankara-İstanbul Yolu köyün içinden geçmekte idi. Köyün kurulmasından sonra bazı hissedarlar hisselerini satmaya başladılar. Orman idaresinin Sultanbeyli’ye tahdit koyması ve idare ile hissedarlar arasındaki davanın devam etmesi sebebiyle bu satışların tapu devri yapılamamıştır. Satışlar önceleri gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi ile daha sonra Köy İhtiyar Heyetinin tasdik ettiği senetlerle ve en son dönemde de el senetleri ile devam etti.

 

TEM Otoyolu’nun Köyün içinden geçmesi köyü cazip hale getirdi. 1985-1987 yılları arasında hızlı yapılaşma faaliyetinin neticesinde Sultanbeyli bugünkü haline ulaşmış oldu. 31 Aralık 1987 tarihinde Sultanbeyli köyünde belediye kurulması kararı alındı. Ancak ilk belediye seçimleri 26 Aralık 1989 yılında yapıldı. 1992 yılında da Sultanbeyli ilçe oldu.

 



reklam4
Bizi Takip Edin!
2021©copyrightsultanbeylitv